Page 434 - kamu-personel-rejimi-1
P. 434
14. Danıştay 1. Dairesinin 07.06.1982 tarihli ve E.1982/112,
K.1982/130 sayılı Kararında:
“İdari işlemin yargısal bir kararla iptali halinde, bu iptal karar-
larının işlemin yapılması sırasında unsurlarında bulunan sa-
katlıkları saptadığı, işlemi yapıldığı andan başlayarak orta-
dan kaldırdığı bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar
doğurduğu, başka bir anlatımla, işlemin tesis edildiği tarihten
önceki hukuki durumun geçerliğini sağladığı idare hukukunun
bilinen ilkelerindendir. Yukarıda anılan Anayasa, yasa hükümleri
ve idare hukuku ilkesi karşısında, idare, iptal kararının amaç ve
kapsamına göre yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edi-
len işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak, işlemin hiç
yapılmamış sayılması ilkesi gereği olarak, önceki hukuki duru-
mun geçerliğini sağlamak görevi ile yükümlüdür. İptal kararının
bu sonuçları doğurduğu göz önüne alındığında, haklarında göreve
son verme, görevinden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemler yapı-
lan kamu görevlilerinin, yargısal yoldan bu işlemlerin iptalini sağla-
maları halinde, idarenin, bu kararlara uygun işlem tesis etmesi
ve işlemin doğurduğu hukuki ve fiili bütün sonuçları ortadan
kaldırmak için memurun iptal edilen işlem ile sıkı ilişkisi bulu-
nan bütün maddi haklarını, o görev yapılmış gibi ve başkaca bir
hükme gerek olmaksızın kendiliğinden ödemesi gerekli bulun-
maktadır. İptal kararı üzerine memurun, görevine iadesi ile yetinip,
memuriyet görevinin fiilen yapılmadığı süreye ilişkin maddi haklarını
ödememek, iptal kararı ile ortadan kaldırılmış bir işlemin sonuçlarını
geçerli bırakmak anlamına gelir ki, bunun yukarda açıklanan idare hu-
kuku ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır. Bu durumda, haklarında tesis
edilen göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri iş-
lemlerin yargısal kararla iptali üzerine göreve döndürülenlere,
dava dilekçelerinde bir istemde bulunmuş olup olmadıklarına
bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi
haklarının ödenmesi gerekir.” ifadelerine yer verilmiştir.
Danıştay 3. Dairesinin 12/03/1980 tarihli ve E.1980/32,
K.1980/39 sayılı Kararı ile Danıştay 5. Dairesinin 09/02/2000
tarihli ve E.1997/2609, K.2000/437 sayılı Kararında da aynı
doğrultuda hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
KAMU DENETÇILIĞI KURUMU 429